Yazdır  
​MERHAMET DEĞİL ADALET GEREK
Devrim TARIM
Görme Engelli SAHAF

"Biz sizi sizden daha iyi düşünürüz’’ algısına saplanmadığı, barışı rehber edinmiş, eşitlikçi ve özgür bir dünyada insan olarak bizi bir araya getiren değerlerin varlığında kardeşlikle örülen yaşamların kök saldığı bir dünya hayal ediyorum.

cialis generico online

cialis generico 2017 read here
1977 Eskişehir doğumlu.
ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu. Halen İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon Bölümü son sınıf öğrencisi olarak eğitimine devam ediyor.  Üç yaşında gözleri ile ilgili yaşadığı bir sağlık problemi, sekiz yaşına geldiğinde göz ağı sinirlerinin ciddi biçimde fonksiyon yitirmesi ve görme engelli bir çocuk olarak yaşama devam etmeye zorunlu hale gelmesi gibi zor yaşam sınavlarıyla kesişiyor.

Bir devlet kurumunda çalışırken, 2013 yılında yaşanan Gezi direnişi sürecinde, dayanışma odaklı kitle hareketlerine dahil olduğu savıyla işinden uzaklaştırılıyor. Kültürlü, araştırmacı, hayata bilim ve mantık kanalından bakabilen, pratik zekası gelişmiş, özgüveni tam, barışçı ve aktivist bir kişiliğe sahip.
Röportaj ricamızı kırmıyor ve sorularımızı içtenlikle yanıtlıyor. Toplum içinde yaşam dezavantajlarını üstlenmek zorunda bırakılan görme engelli insanların, hayat güçlüklerine yansıyan koşullardan bahsederken, mevcut sistemin yanlışları üzerine de önemli tezler paylaşıyor.
Yardıma muhtaç kategorisinde görülmeyi asla kabul etmediği gibi, bu tür yaklaşımda bulunmayı deneyen insanlara da doğal tepkisini veriyor. Samatya semtindeki küçük, yoğun, değerli dükkanında yılmadan üretiyor, bıkmadan çalışıyor, zor olanı başarıyor.

  

Zor bir hayat testi ve farklı bir emek örneği. Devrim Tarım nasıl anlatır kendini?
Gördüğünüz gibi kitaplarla dolu bir dünya içinde kendime yetebilmek adına çaba veriyorum. Bu küçük sahaf dükkanında, elimden geldiğince kitap sevgisini ve kitap okuma alışkanlığını yaygınlaştırmaya çalışıyor ve benden kitap satın almak isteyen dostlarıma çok seçenekli, uygun fiyatlı, samimi öneriler sunuyorum. İşsiz kalınca, yaşam akışımı kendi inisiyatifimle ayakta tutmak gayesiyle kitap satmaya karar verdim. Önce Beyazıt semtinde açık havada seyyar kitapçılık şeklinde başladığım küçük ölçekli çalışma atmosferinde farklı problemlerle karşılaştım. Sırt çantasıyla tramvaya binmek, tezgah açıp, kapatabilmek kolay olmadı. Ardından kitap mezatlarına katılarak, portföy oluşturmaya başladım. Bu işe sıfır sermaye ile adım attım. Kitap, dergi, ansiklopedi, yayın bağışları ve ufak ticaretlerden oluşan sembolik birikimleri ürünlerimi genişletmek için kullandım

Kaç kitabı yönetiyorsunuz? Çeşit olarak tanımlayabilir misiniz?
1500-2000 kitapla yola çıktım. Şu an sanıyorum 16-17 bin kitaplık bir sahafım. Rafları, reyonları, tezgahları kendi uğraşımla yaptım. O nedenle çok değerliler. Kitaplar bizzat tarafımdan dizilip yerleştirildiği için neyi, nerede bulabileceğimi biliyorum. Müşteri dükkanıma gelip, herhangi bir yazarın, herhangi bir romanını talep ettiğinde, rahatlıkla yerini tespit edebiliyorum. Politik romanlardan oluşan bu bölümde gerçekten önemli eserler var. Sonra tematik eserler diye topladığımız bir kitap grubumuz var. Daha çok araştırmacılara yönelik. Edepsiz edebiyat türündeki eserler gençler arasında rağbet görüyor. Yeraltı edebiyatı yine hayata farklı bakanlar için ideal bir portföy. Fantastik romanlar, bilim kurgu eserler, gerilim ve polisiye türüne ait kitaplar, volümlü yani hacimli kitaplar her türlü talep için yerlerinde duruyor. Dergi dolabımızda Türkçe dışında, azınlık dilleri diye tabir ettiğimiz örneğin Ermeni, Süryani gibi topluluklara ait yayınlar mevcut. Kolay okunan romanlar diye başka bir kategorimiz bulunuyor. Aşk, mistik temalı, gençlik edebiyatına ait örnekler, çocuk kitapları, çizgi romanları ve masallar farklı yaş gruplarının tercihi. Rus edebiyatı, dünya edebiyatı, batı klasikleri, Türkçe klasikler, aranan kitapları barındırıyor.

Alttaki iki raf tamamen çağdaş edebiyat türlerine ayrılmış halde. Şiir rafı, öykü rafı, deneme ve biyografi yazıları kendilerine ayrılan bölümde duruyor. Diller edebiyatı kategorisinde Türkçe dışındaki dillerde yazılmış akademik kitaplar bir arada. Azınlık dilleri Kürtçe, Ermenice, diğer Arap dilleri, Rusça, İngilizce eserler farklı bir alanda. Üniversite ders kitapları, hukuk kitapları, Fince sözlük, inceleme araştırmaya yönelik teorik kitaplar, ayrımcılığa uğrayan azınlıkların tarihini anlatan eserler, iş, emek, insan hakları rafı, ekoloji kitapları, kadın ve toplumsal medeniyet kitapları, tarih kitapları, anı, biyografiye ait eserler ve filmler. Sanat dolabında kuramsal kitaplar bulunuyor. Tiyatro rafı, sinema rafı, müzik kitapları ilgi çekiyor. Görselli katalog albümler akademisyenlerin işine yarıyor. Seyahat rafı, gezi notları bölümü, kişisel gelişim kitapları, mistik eserler, yemek gastronomi rafı, hobi bölümü, sağlıkla ilgili kitaplar, medya iletişim yayınları, eğitim serileri, çocuk gelişim fasikülleri, spor kitapları ve benzeri yayınlar. Sahaf ailesi bu bileşenlerden ve paydaşlardan oluşuyor.

    
 

Kitap satın alma ve kitap satışı sürecindeki para alışverişini hangi yöntemle hallediyorsunuz?
Burada bir ahlak testinden geçiyoruz. Görme engelli bir insanın emeğine yeltenecek kadar küçülmesi muhtemel tavırların yaşanacağını zannetmiyorum. Müşteri kitabın ismini söylüyor. Ben fiyat seviyesini bildiğim için fiyatlandırıyorum. Çoğu zaman yanılmıyorum. Zaten ücretler kitapların ilk sayfalarında yazılı halde. Bir iki defa küçük suistimal olmadı değil. Onları da hayatın tadı olarak değerlendiriyorum.

Yardımcı eleman almayı düşünmediniz mi?
Karakterim gereği patronluk yapacak bir adam değilim. Yaşam değerlerime ters bir durum.  İnsanların emeklerinin karşılığını şu, bu asgari ücretle bağdaştırmak doğru değil bence. Zaten kazanmıyoruz. İkinci bir iş gücü maliyetini kaldıracak bir ticaret yapmıyoruz.

Kitapları nasıl okuyorsunuz?
Ufak bir pc bilgisayarım var. Kabartma yoluyla basım yapılan kitapları bilgisayarda taratıyorum. Sesli ekran okuyucu sayesinde, sesli olarak dinleyebiliyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi Engelsiz Bilgi Birimi altyapısıyla kitapları erişilebilir hale getiriyorum. Ses teknolojileri ne kadar gelişirse, görme engellilerin sesli okuma yoluyla kitaplarla buluşması o denli yaygınlaşır diye düşünüyorum.

İnsanlar sizden nasıl kitap satın alabilir?
Herhangi bir dernekle ya da kurumla bağlantım yok. Facebook sayfam üzerinden, twitter hesabımdan ya da cep telefonum kanalıyla sipariş verebilirsiniz. Buraya gelerek sahaf dükkanından kitap satın alabilirsiniz. Bir arkadaşınıza kitap hediye etmek isterseniz, arzunuza göre bir eser mutlaka bulursunuz. Doğu ve güneydoğuya kitap gönderme projesi gibi önemli sosyal sorumluluk hareketlerinde kargo yoluyla Türkiye’nin her noktasına kitap gönderebilirim. Böyle bir etkinlik düzenlendiğinde, ben de elimden gelen indirimi yaparak, doğudaki çocukların daha fazla kitap okumasına katkıda bulunmaya çalışıyorum. Ürün almadan hayır işleme amaçlı gelişen davranışlar beni rahatsız eder. Seküler bir adamım. Engelli insana yapılan yardımla sevap kazanacağını düşünenler, önce engellilerin toplumda eşit yaşamasına yönelik bilinç eğilimlerinde mesuliyet üstlensinler.

Radyo Televizyon Bölümü eğitim süreciniz hangi aşamada?
Son sınıftayım. Mezuniyet projemi vererek, tez aşamamı başarılı şekilde tamamlamak niyetindeyim. Tez konum Türkiye sinemasında melodram temsil biçimleri. Beş film örneği üzerine çalışıyorum. Başrol sunumu, söylem analizi, tipleme gibi başlıklara yoğunlaşıyorum. Şartlar gereği eğitimimi bir süre dondurmam gerekebilir. Ancak, bu hedeflerimden vazgeçeceğim anlamına gelmez.

İstanbul sokakları görme engelliler için uygun mu?
Samatya’da sokaklar çok dar. Belediye kaldırımları reklam panolarıyla işgal etmiş halde. Bu büyük saygısızlık. Haliyle yürüyecek yol bulamıyoruz. Görme engelliler bastonlarını kaldırım kenarlarına vurarak ilerler. Kaldırıma temas olmazsa yön sorunu yaşanır. İnsanlar bizlere yardımı şov haline getirmemeli. Önce gelip yardım edebilir miyim diye sormalılar. Hiçbir şey sormadan gelip kolumuzdan tutuyorlar. Tecavüze uğramış gibi hissediyoruz. Metrobüsteki insan bizleri görünce, vah vah diye iç çekerek, kendi şükür mekanizmasını bizi örnekleyerek dillendirmemeli. Şehirde engellileri ötekileştirmeyecek koşullar oluşturulmalı. Biz toplumsal emanet değiliz. Uygar ülkelerde olduğu gibi hak temelli mücadele alanımızı sonuna kadar değerlendirmeliyiz. Gece 2 de Taksim’e gidiyorum. Arkadaşlarımla buluşacağım. Bir yerlerde oturup konuşacağız. Polis memuru geliyor, önce ‘’Bu saatte burada ne işin var’’ diye soruyor, sonra da azarlıyor. Sanki o vakitte o noktada olmak suçmuş gibi. Şehir yaşanabilir şekilde tanımlanmadığı müddetçe bu kaos devam eder.

Hayaliniz nedir?
Şu an bir kız arkadaşım yok. Görebilen bir bayanla evlenmek isterim. Karavanla kültür seyahatleri gerçekleştirmeyi, bağımsız ortamlarda dilediğimiz müziği çalabilmeyi ve gittiğimiz yerlerde seyyar kitapçılık yaparak hayatımızı sürdürmeyi arzu ederim. Ancak, ben görme engelli olduğum için, doğacak çocuğumun engelli birey olarak hayata gelme ihtimali varsa, evlenmem. İnsanların engellilerden kaçmadığı, onlara iş imkanı sağladığı,
İlginiz ve gazetecilik duyarlılığınız için tekrar teşekkür ediyorum.