Yazdır  
BAHÇEŞEHİR SUÇ CENNETİ
Bahçeşehir'i hukuksuzlukla sallayıp yıkan sermaye düzeni, Şelale Evleri 251 Ada 1 Parsel'de yasal olmayan projeden geri adım atmıyor. Şato sağlamlığındaki villalar, yoğun yapılı bloklara çevrilmek üzere tek tek yıkılıyor.
Polis, 17 Mayıs 2023 Çarşamba gece karanlığında, saatin 03.30'unda, tomalarla, zırhlı araçlarla 251 Ada 1 Parsel'e iş makinesi sokulmasına eşlik ediyor.
Ağırlığı 30 tonu geçen okkalı cihaz, Bahçeşehir'in sokaklarını eze eze, yolları, kaldırımları döve döve, katliam alanına doğru ilerliyor.
Gündüz saatlerinde Başakşehir Belediyesi tarafından hazırlanmış düzenekten içeri giriş sağlanıyor.
Polis, kamu görevini unutup, özel şirket güvenlik birimi gibi davranıyor.
Elde savcılık evrakı yok.
Yasal izin belgesi mevcut değil.
Patron Mehmet Kaban'ın avukatlarından, Aşçıoğlu firmasının yönetici kadrosundan alınıp verilen talimatların dışında meşruiyet yok.
Keyfiyet var, acelecilik var.
UNUTMAYIZ
İşgale karşı çıkanlar ''Gözaltı'' tehditleri ile karşılaşıyor.
Sabahın köründe, devletin toması, devletin zırhlı aracı, devletin çevik kuvvet polisi, devletin çekicisi, devletin amiri, devletin komiseri, devletin emniyet birimleri bir avuç sermayedarın işlerini rahatça yürütmesi için hukuksuz projeyi vatandaşa karşı koruyor.
''Polis halkın yanında mı, karşısında mı'' sorusu sorulduğunda, kendini kentin en yüksek kamu yetkilisi zanneden polis amiri gözdağı hamlelerine girişiyor.
Kamuya ait yolda, halka açık alanda, çevik kuvvet polis ordusunu vatandaşın karşısına dikiyor.
Yaşları 25-80 yaş arasında bir grup onurlu direnişçi, ellerinde telefonlar olup biteni hafızaya almaya çalışırken, kesintisiz polis tacizi sürüyor.
''Burada durma.
Kaldırımdan in.
Alana yaklaşma.
Görevi engelleme.
Aracın önüne geçme.
Sesini yükseltme.
İtiraz etme.
Bağırma.
Konuşma.
Provokasyon yapma.
Ulusal basın değilsen görüntü alma.
Fiziki temasta bulunma.
Gözlerinle sabit bakma.
Ellerini hareketli kullanma.''
Sanırsın, uyuşturucu ticaretinden aranıyoruz.
Sanırsın, mafya baronuyuz.
Sanırsın, yurt dışından kaçak yollarla Türkiye'ye giriş yapmış mülteci grubuyuz.
Sanırsın, polis bizi ilk kez görüyor.
Sanırsın, elde molotof, cepte sapan, zulada taşlar saldırı hazırlığındayız.
Sanırsın, hakaret ediyoruz.
Sanırsın, küfür savuruyoruz.
Yok arkadaş yok.
Bunların hiçbiri yok.
Polis, her açıdan ortamın tek hakimi.
Bunlardan birisinin olma ihtimali bile ''Terörist'' damgasına yetiyor.
Mehmet Kaban ve Aşçıoğlu firmasının amacı da bu zaten.
Mevzuyu terörize etmek.
Yoksa, operasyon için gecenin 03.30'u seçilir mi?
Hem de Bahçeşehir gibi yerde.
Hem de kentin en eğitimli, en kariyerli, en yüksek profilli insanlarının yaşadığı bir bölgede.
Mehmet Kaban, Yasin Kartoğlu, Aşçıoğlu..
Ayıptır, ayıp.
Size kazanç yazacakların hepsi bize ağır kayıp.
DEVAM Kİ DEVAM
Bahçeşehir hamurundan kirli malzeme çıkmaz.
İnsanlar beyefendidir, hanımefendidir.
Hukuku, nezaketi, haklarını, medeniyeti, sevgiyi, adaleti iyi bilir.
Demlediği ilk çayı polise ikram eder.
Devriye memurlara ''Aç mısınız kardeşler'' der.
Ne nefret üretir, ne saygısızlık eder.
Mehmet Kaban ve Aşçıoğlu denen duble yüklenici firma halkla polisi karşı karşıya getirme planını devreye sokmuştur.
Defolu fikirlerin, yoz düşüncelerin hayata geçirilmesi çok zordur.
Mehmet Kaban yakın zamanda kentte rahat gezmek için polis koruması da isteyebilir.
''Binlerce insan bana karşı tepkili, hayatımdan endişe ediyorum.'' diyebilir.
Bu tür senaryolar, sahneler kendisini bağlar.
Para kazanmaktan başka ilah, menfaatten başka adalet tanımayanların huzuru, kendi iç dünyalarındaki vicdan çatlağından sızıntı yapar.
Rahat uyku uyuyamazlar.
Her gün, her saat, yeni neler söylendi, neler yaşandı merakıyla yaşarlar.
Paraları çoktur, sevenleri yoktur.
Selam verecek insan bulamazlar.
Bunların hepsi gereksizlik kervanıdır aslında.
O villalar yıkılsa da, enkaz hanesine yazılır.
Kent halkı ne mücadeleyi bırakır, ne hukuksuzluklara sessiz kalır.
Emsal hakkı olmayan bir yerde, sahte ve uyduruk bina denetim raporlarıyla işe koyulmak, hileli çürük yapı evraklarına sarılmak, sonradan olacakları önceden göze almaktır.
KAÇIŞ YOK
Sürekli Mehmet Kaban üzerinden yoğunlaşmamızın sebebini anlatalım.
Kaban’a büyüttüğümüz hisler;
CHP'de savunduğu devrimci değerleri, 68 kuşağı geleneğini, öğretmenlikten gelen adap edep terbiye çizgisini terk etmesindendir.
100 yıllık şerefli bir partinin haysiyet dolu siyasi kimliğini çöpe atarak, kendisine gönül veren, umut yükleyen, destek büyüten insanları mutsuz etmesine karşı gelişen bir reflekstir.
14 villalık muhteşem yaşam alanında oğlunun ve kızının birer villası olan Mehmet Kaban'ın dışında, diğer villa malikleri de, idrak edilecek süreçlerin olumsuzluk tarafından sorumludur.
''Bizim paraya ihtiyacımız yok. Kaban baskı yaptı, imza attırdı.'' diyen 79 yaşındaki beyefendiler, aslında çok zarif, kibar olup ta, Kaban'dan çekinerek imza veren şahsiyetler, İngiltere'de gemi filosuna sahip armatörler, adı şanı arşa çıkmış tekstilciler, Nişantaşı'nda muayene sahibi hekimler, çekilecek her çilenin imza dekontudur.